27/3/2006 - yolcu dergisi yeniden!
Güzel başlangıçlar güzel niyetlerin bir yansımasıdır ancak. Hayatı, zamanı ve getirdiklerini kalbimize dönerek yargılamanın ağırlığı duruşumuzu daha da anlamlı kılacak. Kalbin aklı, akl-ı selim ile içselleşen farklı duyuşlara ve bilişlere çevirir yönümüzü. İçinde bulunduğumuz zamanı, akılların çeşitli şekillerde ve çok yönlü / yanlı biçimde kendini ifade ettiği bir çağ olarak algılayabiliriz. Son yüzyıla egemen olan modern akıl ve bu aklın ifadesi olan düşünüş biçimiyle algılarımızı dönüştürdüğümüzde karşımıza çıkacak olan evren tasavvuru ile kalbin aklına başvurduğumuzda zihnimizde oluşan evren tasavvuru arasındaki derinliği bilmek kaygısı üzerinde düşünmek gerek. Modern aklın ortaya koyduğu seküler - arındırılmış - indirgenmiş bilginin toplumsal yansıması, mekanik, matematiksel ve yadsıyıcı yargılarla kendini gösterirken; kalbin aklının önermesi olan hakikatin bilgisi, insanı evrene, evreni de insana bir emanet olarak algılar. Bu bağlamda insan, modern zihinde toplumsal bir yaratık ya da sürüden herhangi biri iken, kalbin evreninde varlıkların en şereflisidir. Seküler anlayış biçimi insanı evrimleşerek bugünkü konumuna gelmiş bir hayvan olarak görür ve onun ilerlemeden anladığı da budur. Son yüzyıllarda Batı'nın ortaya koyduğu bu mantaliteye göre kendi gelişmişlik sürecine dahil olmayan ve öteki olarak adlandırdığı bütün uygarlıklar gerici, arkaik ve adam edilmesi gereken toplumlardan oluşmaktadır. Kendinden başkalarını ehlileştirilmesi gereken bir varlık olarak gören, doğayı ise gelişmesinin bir aracı olarak alabildiğince talan edilmesi gereken bir unsur sayan Batı tipi düşünüş biçiminin bugün farklı uygarlıklara karşı takındığı düşmanca tutumun nedenlerini daha iyi anlayabiliriz. Kökeni bu tür bir algılamaya dayanan Modern saldırganlığın özellikle Müslüman coğrafyaya yönelik reflekslerini Irak işgali sırasında açıkça görebiliriz. Kurguladıkları geleceğin dünyasına engel çıkarmayacak bir dünya halkı oluşturmanın çabaları önündeki her tür engel, ya modernleşme projeleri ile ehlileştirilecek ya da şiddetle ortadan kaldırılacaktır. Modern kutsallığın engizisyon mahkemeleri sıra dışı gördükleri her ne ve kim varsa yargılamakta, cezalandırmaktadırlar. Yıllarca süren vahşi sömürge faaliyetleri ve dünyayı talan etme yarışının diğer bir adı olan iki dünya savaşı batılı aklın vicdanını yok etmiş görünüyor. Daha da içler acısı olan Batı dışı toplumların global kirlenmişliklerden nasiplenmek muradıyla ortaya koydukları çabadır. Adına modernleşme denilen bu yanılgı ve teslim alınmışlık psikolojisi, varoluşlarının, duyuş ve düşünüş biçimlerinin çok ucuza talan edilmesinden başka bir işe yaramıyor. Örneğin Batı dışı üniversiteler ne iş yapar? Sorusuna kısa ve net bir cevap verilecek olursa; ya üretilmiş bilgiyi yeniden üretme gayretindedirler veya batıya bilgi taşıyıcılığı ile meşguldürler. Ve diğer kurumlar… Kalbin rehberliğinde bir medeniyetin yürüyüşü, bilmenin erdemine sahip, evreni farklılaşmanın doğal zenginliği olarak gören çatışmasız bir anlamlar bütününü oluşturur. Kalbin aklımıza yol göstermesi, " Kalbin Sahibi" nin ifade ettiği dengenin hayata hakim olması demektir. Öyleyse yeni baştan kitabı ve mizânı yoldaş tutarak her "söz"ün başında söylenmesi gerekeni tekrar edelim: "Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla." www.yolcudergisi.com kalbinizin attığı yer!
|